Rehberlik

Sınav kaygısı konusunda anne ve babaların rolü
  • Anasayfa
  • Sınav kaygısı konusunda anne ve babaların rolü

 

SINAV KAYGISI NEDİR?

Sınav kaygısı deyimi genellikle kaygının sınav başarısını olumsuz etkileyen yönünü açıklamak için kullanılmaktadır. Hâlbuki belli düzeyde sınav kaygısı her öğrencide bulunmalıdır. Olması gereken kaygı öğrenciyi olumsuz etkileyen bir faktör olmaktan çıkar, öğrenciyi daha etkili olarak sınava konsantre eder. Biz bu bölümde aşırı kaygıyı ele alacağız.

Birçok öğrenci sınavla birlikte, kendi genel başarısının ve kişiliğinin ölçüldüğünü düşünerek sınavda heyecanlanır. Bu heyecanlanma onu “ Eyvah kaygılanıyorum, şimdi bildiklerimi unutacağım, elim ayağıma dolaşacak!” gibi, olumsuz iç konuşmalara iter; bu iç konuşmalara kendini kaptıran öğrenci büyük ölçüde olumsuz etkilenir. Bunun sonucu olarak da öğrenci çalışmasının karşılığını alamaz.

Sınavın amacı öğrencinin sınav konusunda ve sınav anındaki bilgisini ölçmektir. Amaç her ne kadar bilgiyi ölçmek olsa da ölçülen, aslında, sınavda gösterilen performanstır. Çocuklarınızın belli oranda kaygı duymaları son derece doğaldır, hatta belli ölçüler içinde kaldığı sürece onların motivasyonunu yükseltecek ve onları başarıya yaklaştıracaktır. Ancak önemli olan kaygının çocuklarınızın performansını olumsuz yönde etkileyecek kadar artmamasıdır.

Sınav kaygısı iki ayrı boyutta ele alınabilir: Endişe ve yoğun duygulanım boyutları. Endişe boyutu sınav sonucuna yönelik olumsuz düşünce, inanç ve beklentileri gösterir. Yoğun duygulanım boyutu ise kaygının yarattığı etkiler sonucu bedenin normal işleyişinin dışına çıktığı hallerdir. Bu boyuta örnek olarak öğrencilerin sınav esnasında mide bulantısı yaşamaları veya titremeye başlamaları gösterilebilir. Ancak öğrencileri esas etkileyen sınav esnasında yaptıkları iç konuşmalar ve dolayısıyla dağılan dikkatleridir.

Tekrar ifade etmek gerekirse aşırı derecede duyulan sınav kaygısı öğrencinin dikkatini sınavla ilgili olmayan şeylere yöneltmekte ve bu da dikkatin bölünmesine neden olmaktadır.

Sınava odaklanması gereken zihinsel enerji hedefinden uzaklaşıp dağılır ve öğrencinin gösterdiği performans potansiyelinin çok altına düşer.

KENDİ ÖZLEM VE İSTEKLERİNİZLE, ÇOCUĞUNUZUN TERCİHLERİ, YETENEKLERİ VE YAPABİLECEKLERİ ARASINDA GERÇEKÇİ BİR DENGE KURUN.

 

Sınav hazırlığında olan çocuklarınız, zaten kendilerini motive edecek düzeyde ve zarar görmeyecekleri ölçüde bir kaygı seviyesine sahiptirler. Ancak çevrenin bilinçli veya bilinçsiz, yaklaşım ve tavırları öğrencilerin kaygı seviyesini yükselterek zararlı hale gelmesine neden olabilir.

Yaşamda başarı sadece tek bir sınava ya da bakış açısına endekslenmemelidir. Bu türden önyargılar gerçekçi olmadığı gibi beraberinde çoğu zaman tatminsizlik ve mutsuzluk getirir.

Öğrencilerin uyarıcı bir nitelik taşısa da velilerinden duymak istemedikleri kelime “ÇALIŞ!” tır. Çok sabırlı öğrenciyi bile tepki göstermeye iten bu söz, öyle sanıyoruz ki sizin de hoşunuza gitmez. Çocuğunuzun huzurlu olmasını istiyorsanız bu hassas döneminde bu tür uyarılardan kaçınmalısınız.

 

Sayın Veli,

 

Bu aşamada sizlere önemli görevler düşmektedir. Bu görevler sadece çocuğunuza iyi bir eğitim ve uygun çalışma ortamı sunmakla sınırlı olmamalıdır. Öğrencinin “ Anneme ve babama ne derim?” ya da “ Onların yüzüne nasıl bakarım? “ türünden bir düşünceye kapılmalarını da önlemek gerekir. Zira bu düşünceye kapılan öğrencinin var olan kaygılarının daha da artacağı açıktır.

Çocuklarınızın yanlışlarını düzeltmek için onu yargı ifade içeren olumsuz sıfatlarla (örn: pısırık, tembel…) eleştirmeyin. Bunun doğurabileceği en vahim sonuçlardan biri de çocuğunuzun bu sıfatlar karşısında tepkisiz hale gelmesi, yani bunları kabullenmesi ve kendisine yakıştırmasıdır.

Çocuklarımızla ne kadar sağlıklı ilişkiler kurarsak onlar sınava o kadar huzur içinde girerler.

Kendi özlemlerinizle çocuğunuzun tercihleri ve yapabilecekleri arasında gerçekçi bir denge kurmanızda büyük yarar vardır. Çocuğunuzun genel anlamda tavırları, katılmış olduğu faaliyetler, okul ve diğer sosyal hayatındaki başarılar size çocuğunuzun ilgileri, yetenekleri ve yapabilecekleri konusunda fikir verebilir. Bunun için rehberlik servisindeki uzmanların görüşmelerine başvurabilir ve bundan büyük verim alabilirsiniz.

 

“ İnsan çalışırsa her şeyi yapar “ sözü çok yaygın kullanılan, insanın sınırlarının ne kadar geniş olduğuna değinen bir sözdür ve büyük ölçüde de doğrudur. İnsan çok çalışırsa kapasitesinin mümkün olduğu kadar çoğunu kullanır ve birçok şeyi iyi yapabilir; ancak gayretle kapasitesinin üstünde başarı göstermesi mümkün değildir. Kapasitesinin yeterli olmadığı alanlarda başarıya zorlanan kişiler, yaşadıkları hayal kırıklığının sonucu olarak, kapasitelerinin güçlü olduğu alanlarda da yeterli düzeyde başarı gösteremezle.

 

Eğer siz bütün olanaklarınızı seferber ederseniz çocuğunuzun kendi yaradılışına uygun bir meslek planı yapmasına, yetenekleri ve ilgi alanları doğrultusunda seçim yapmasına ve hedefine ulaşmasına yardımcı olursunuz. Ancak, bütün imkânlarınızı seferber ederek, çocuğunuzun yapısına ve yaradılışına uygun olmayan bir biçim kazandırmak ve farklı beceri, bilgi ve yetenek isteyen konularda başarı sağlamasını umarsanız, bu çabaların sonunda siz ve çocuğunuz hayal kırıklığına uğrayabilir ve yıpranabilirsiniz.

 

Dikkat edilmesi gereken bir diğer konu ise, sınav öncesi olduğu kadar, sınav sonrasının da öğrencilerin psikolojik dünyası üzerinde büyük etkilerinin olduğudur. Sınav sonrasında çalışma temposu birdenbire düşen öğrenciler, boşluk duygusu içine düşebilirler. Özgüven zedelenmesi de bu öğrencilerin iç dünyasında yıkıcı bir etki yapabilir.

Son olarak tekrarlamak isteriz ki, velilerin öğrencileri teşvik etmemeleri ya da farklı bir amaçla kaygılandırmaları olumsuz sonuçlar doğurabilir.

 

 

SONUÇ OLARAK…

 

Daha büyük bir öğrenci kitlesinin yaşadığı sorun ise şimdiye kadar üzerinde durduğumuz sorunun tam tersidir. Sınav kaygısının, çok düşük seviyede hissedilmesidir.  Herhangi bir sebep sonucu birçok öğrenci, özgüvenini yitirmiş, çalışma isteği kalmamış ve dolayısıyla başarıya yönelik heyecanlarını da kaybetmişlerdir. Bu öğrencilerin de belli derecede sınav kaygısı hissetmeleri gereklidir. Öğrencinin heyecan ve istek duymasını sağlayabilmek için öncelikli olarak yapılması gereken, öğrencinin kendine güvenini sağlaması, kendisini değerli ve iddialı hissetmesidir. Bunun için öğrencinin bir şeyleri başarabildiğini kendisinin görmesi ve buna inanması lazımdır.

 

Velilerin, bu tür öğrencileri çalışmaya sevk etmek isterken yaptığı en büyük hatalardan biri öğrencinin mevcut seviyesini bilmesine rağmen, en son hedeflere ulaşmasını ya da çok başarılı kişilerin elde ettiği mükemmel sonuçları almalarını istemektir. Böyle bir durumda öğrencinin çalışma ve mücadele etme isteği baştan körelecek ve öğrenci vurdumduymaz bir tavır içerisine girecektir.

 

Veliler tarafından ikinci yaygın hata ise daha önce de vurgulayarak belirttiğimiz gibi, öğrenciyi olumsuz ve yargılayıcı sıfatlara alıştırarak onların özgüvenlerini yitirecek davranışlarda bulunmaktır. Öyleyse yapılması gereken öğrencinin kendisini geliştirmeye yönelik olduğu sürece, girişimlerini desteklemek ve başarısızlıklarından çok, kararlılık gösterip ulaştığı hedeflerine, küçük de olsa başarılarına odaklanmak ve öğrenciyi cesaretlendirmektir. Cesaret kazanan öğrenci, yapabildiğini hissedince daha büyük hedefler belirleyecek, sınırlarını zorlayacak ve daha çok çalışacaktır.

Her şeyin gönlünüzce olması dileklerimizle…